15 Eylül 2014 Pazartesi























Off  off...Yaşamamışsın gibi davranmak nasıl bir deneyimdir.

Hiç öyle bir şey dememişsin, hiç öyle bir şey yapmamışsın, orada hiç bulunmamışsın.

Üzerine zamanın mecburi kılıfı örtülürken nasılda memnunmuşuz gibi.

Geciyorya

Halbuki  beyin loplarım bunlarla büyüdü.

Ya da küçüldü.

Ve hiç unutulmadı

Acı geldi

Acı gitti

Biten neydi?

Her parça kanda yasam tanımlamak

Cana yakın tutup bildiklerini

Sıkılmış çeneyle uyanmak

Sancı ve mutluluk

Artık her şey çok kalabalık

Bu yorgunluk

Giderken yüklenilmeyecek

Bu yorgunluk

Yaşamamışsın gibi terk edecek



Yalanımı yesinler

Oklavadan açılıp

Güneşte kurutulup hem de



Kaçamazsın bu bölünmüşlük

Ve inkâra gittiklerinle

Bu gün ben derim

Yarın sen de

Bize dünya mı yok

Soysuz soyumuzu dolduracak

Cansız canımızı çıkaracak

Darbukada iki tını

Bak her şey nasıl unutulacak

29 Haziran 2014 Pazar


duymak zorunda kalmak
yazmak zorunda olmak
paralel yoldan geçen hikayeler
paylaştıkca inciye dönüşüyor olabilir mi
ya kovuğunu arıyor
ya kabuğunu soyuyor
bilmiyorum...





kadın anlattı bir bir
annesini ölüme nasıl uğurladığını
beklenmeden gelen sonla
bir kahvaltı borcuyla göçen
yaşamış
yaşlanmış
bir sabah haberiyle
olduğu gibi gitmiş
beli bükük anne kadını

bıraktığı öğretilerini
kevgir kevgir tarhanasıyla
karıştırıp
anlattırdı kızının dilinden

eskiler ekti
tepsiler dizdi
kulak memesi kıvamı hamurlarıyla
diz verdi
gönül açtı


ve sonunda dünyadaki son adımlarıyla bir de yürüyerek gitti
bilmeden yürüdü
ya da bildi söz etmedi
şehrine, sokağına son cümlelerini
içinden mırıldanarak belkide
zamanı son kez anarak
ve tüm son`ları ard arda
üç noktalar bekledi
kimisi yazılsın
kimisi dökülsün gözün bebeğinden
kimisi dizilsin insan gırtlağından

elma ile başlayan Havva hikayesini
yine 3 elma düşürerek bitirdi
biz sıradakilere
gitti










28 Mart 2014 Cuma











Bilmiyorum ne zaman doğdum
güne mi
toprağa ya da ışığa mı
aşka mı
hangisi sırlarını fısıldadı
insan tohumuna
sabah kokusunda kim suladı köklerimizi
nasıl oldu
doya doya kanıp güzelliklere
önce
sonra taş mı oldu insan
kaç kere büyüdük böyle yığınlarca
yazık olup
göbek bağı kestik
yazık olup
isimler fısıldadık tanrılara
en çok ne zaman unuttuk o şeyleri
bu dilleri
dik belleri
nasılda doladık birbirine
ben düşüyorum
sen de...






30 Ocak 2014 Perşembe

Matematikle madde karıştı
Yaşamda kırıp dökmek kaldı

 





















..........ayak üstündekiler boğazdan kurtulup
ellerine geçirdikleriyle
kağıt üstünden akıttılar
yürek damarlarında olanı
kör yerden bakanı görüp
üstüne köpek dişlerini 
ve unutulacak seslerini bıraktılar
da bitmedi gitmedi derinlik
kalkmadı üstlerinden
bu çılgın yılgınlık
dünya delisi uğraş
güzel kılıklar içinde
kıskanç renk tanecikleriyle
bir derine
bir tepeye
bir içine baktırıp
bir ömür yazılmakta
yaşama kılıf olan insanlıkla........