28 Kasım 2013 Perşembe







Toprak kararmış
Renkler koyudan süzülen
Giderken pardösüsündeki lekeyle bıraktığım
Gözleri yara, derisi kuru kadın
Yaşamla yürüyor aksak
Kalın viyolonsel sesiyle dizlerinde
Yağmur sızısı.
Kendi diline çarpmasaydı  dilekleri
Az kalmıştı
Az daha ermişti.
İstemediği kadar geniş
Üstü örtülü geçmiş yazısı
Sokaklarını perdeliyorken
İnce dantel el yazmasıyla
Işıklar geçip gidiyordu içinden
Neler geçiriyordu deliklerinden
Az daha eriverecekken.

18 Kasım 2013 Pazartesi



Gerçekliklerine inanmak istemediklerim var.
Evet öylece bir itiraf ve alenen görmemezlik.
Bir çoğumuzun bir çok alanda yaptığı gibi
Gayet basit
Yanı başımdalar ama varlığımı soğutuyorum tüm o duyacaklarım ve göreceklerimden.
En azından çabaladığım şey bu
Ama o kadar yakından hareket ediyorlar ki
Bırak empatiyi artık direk şahitsin
Sokulup bakıyorlar insanın yüzüne
Acı acı bağıran bir küçük köpeğe
Ya da
Çürükler içindeki geniş bir ağızın kahkahasına
Ne kadar bakamazsan
O kadar bakıyorlar
Ve  işte içindesin hikayenin...



 Medine` den dönüş uçağında ve yalnızım. Üçlü koltukların yanımdaki diğer ikisinde uçaktaki kalan iki Türk adam.
   Önce kendi aralarında, sonra benimle ve yetmeyip hostesle sohbetlerine başlarlar.
   
İkisi:
-Ben 89 dan beri buralardayım. Medineliyim artık. Kanada`da 4 yıl kaldım
çocuğumun ameliyatı için gitmiştim.
-Ne ameliyatı?
-Benim çocuk doğuştan bıngıldağı açık değildi. Bebeklerde açık olurmuş normalde onun değildi. O zamanlar ameliyatını bir tek Kanada`da yapıyorlardı. Hiç bir yerde yapmıyorlardı. Ama yeni yeni Almanya`da da başlamış galiba.
-Geçmiş olsun benimde bir çocuğum özürlü artık baya büyüdü gerçi.
-Allah şifa versin. Çok zor geçirdik o hastane günlerini. Hem çalışıyorum, hem hastaneye koşturuyorum, hem eve yetişmeye çalışıyorum. (ayrıntıları geçiyorum) Çok şükür atlattık. Namaz kılalım mı akşam okundu galiba.
-Kemerleri çözmeye izin verince kılalım.

SESSIZLIK

Hemen yanımdaki, kafam ters yönde çevrili olmasına rağmen.
-Siz buralı mısınız?
-Hayır, iş sebebiyle.
-..........firması mı?
-Hayır değil.
-Alışabildiniz mi buraya?
-Sanmıyorum
-Evet kadınlar için zor biraz. Bizimkiler uzun yıllar buradaydı. 3 çocuğum var benim. Biri özürlü. Diğer ikisi hep okullarını burada okudular ama simdi Türkiye'den buraya gelmiyorlar. Hanıma diyorum gidelim diye hiç oralı olmuyor. Bir hafta sonra sıkılıyorlar tabi haklılar. Nerelisiniz?

    .....neyse ki hostes ve içecek servisi kurtardı. Benden sohbet edecek umut bulamayınca, hostese nereli olduğu soruldu. Karadenizli ve  aynı köyden oldukları ortaya çıkınca ortalık daha da şenlendi. Ben hosteste sıkılır bırakır diyordum ki  elbette yanıldım. Her fırsatta servis aralarında yere çömelip konuşmaya devam ettiler.

Sonuç:
    Haklarında bir çok şey öğrendim elbette bir daha kullanılmamak üzere, bu çokça önemli değil aslında, insanlar içini dökmek istiyor bazen. Hele de bir uçaktaysa.
Fakat acılarına bu kadar alışık bir halde anlatımları, üzüntü, kızgınlık ve sıkıntıya dönüştü içimde. Hastanelerin kokusu ve çocuk çığlıklarına kadar inebildim ben.
Bilemediler.
Duymamazlıktan gelmek istedim
Ama artık bir dahakine...