26 Ocak 2010 Salı

Çarpışma

Bazen gerçekler
Bazen zamanlar
Bazen yüzler geçer bizi...

Savurarak olmadık dallarından
Olmadık meyveler cezbeder en kırmızısından.

Bir toprağa,bir gökyüzüne,
Gülümserken yakalarız kendimizi.

Uzaktan gelir sokak müziği
Bizi de dillendirip
Alırken içine,
Bir gerçek geçer yakınımızdan
Yapışır yakamıza.
Bir kaç saniye-Bir kaç ömür.
Açtığımızda gözlerimizi
Kan-revan içinde şimdiki zaman...

25 Ocak 2010 Pazartesi

Bir Akşam Yemeği

Ruhumdan
Hırıltılı bir fısıltı işittim
Arama Bekleme..

-Ama,
-Canım acıktı.

İsteme öğün geçiştirme.

-Peki
-Şöyle kadehiyle kırmızı peçetesiyle yenilesi
bildik ne varsa koyalım açlık ortasına.
Bahçe neminde sindire sindire
Ruhumda arabesk havasıyla küçük lokmalarla başlamak lazım.
-Şu çocuklugumda en çok yediğim şey neydi?
-Hımm!
Yüzümde gülücük, hep ister hep ister çocuk.
-Neyse,
-Geçen yılların birinde
-Çok isteyerek seçtiğim
-İhtiyaçlarımın neredeyse tümünü verdiğini düşündüğümden olsa keşke
-Hani yerken "Ben bunun için dünyadayım" dedirten
-Hani artık kendinin olmadığı, zaten aranmadığı
-O tat..bitmeden bitemeden sen bitmek istersin
-Niyeyse sen olmadan o tat varmı ki?

Yok ama o yokken sende yoksun

-O zaman gözümdeki,tarihteki,kaderdekilerde yok olsun
-Yeniden yazılsın-satılsın
-Bu sofrada bir çırpıda dağıtılsın
-İştahım kaçtı
-Elime yüzüme sağlık
-Ben acıkmamayı zorlayıp,
-Sonra yenilip her zamanki gibi insanlıgımla,
-Tekrar sofraya gelene kadar
-Yavaş yavaş yok olmayıda bilirim.

Afiyet Olsun......

21 Ocak 2010 Perşembe

Köşesinde imrenen kadın..

Dehşet bir kült oyun bu
Ve ben çok sıkıldım.
Ölümü yazmaktan değil hissetmekten
Yaşamı ummaktan değil, bilmekten
Tüm kişiliklerin birbirine giren paranoyasına
Şaşırmış navigasyonlarına
Bi de kalkıp ne harkulade, rengarenk insanlar tanımıyla
Dünya'ya doldurup
Her yüzyılda bir sallayıp sonra,
Langırt adamları bilinçsizliğinde
Kime, neye gol atsak acaba diye bekleşiyoruz
Vay be.....

19 Ocak 2010 Salı

LEKE


İçime işledi,
Dünüme dokundu,
Vedalı hayatların kesik bilek görüntüleri.

İnanmıyorum ki!
Vedalar gideceği yolu bir türlü bulamaz,
Bırakıldığı yerde kalır
Adı veda, kendi uzun metraj açık havada.

Kızamıyorum ki!
Tanrının oyunu bu, nesil ve tarih nakışlı.
Adı çoktan konmuş,
Hesabı alınıp verilen bir soluk borusundan geçen
Cezası tanıdık parmaklıklar arkasında gizlenen.
Ana dilim
Ana bilim
Ve tüm bu An'a dış gebelikten gelen
Bir doğum lekesi bizimkisi...

14 Ocak 2010 Perşembe

Mikado Hikayesi

Ya sağ tarafa bakarken,
Soldan kaçırdıklarımız...

Yüzü suyu hürmetine akan nehir kimin umrunda..
Düz ayak yürüyüşlerdeyiz
Öylesine..
Koca koca sözler-minik minik yalanlara dönüşür
Ruhlar çıktığı yeminlerden utanır.
Akıtılan, soyulan çırılçıplak ruhlar...
Asıl çıplaklar kampı dedikleri bu olsa gerek..

Bir bakarız ki, bir delilik ümmetiyle
Deste deste olmuşuz...
Onlardan,...yani bizden...

İşaret sıfatlarına gerek kalmaksızın,
Mikadonun çöplerine dönüşmüşüz,
"Biri gelsede, başka birşeye dokunmadan alsa beni"
:)
Aslında gereken, bir kibrit yakıp fırlatmaksa üstümüze?
Yanınca belki cehennem değil cennette oluveririz kimbilir..
Yanınca belki mikrobu ölür gerekenlerin,
Yada nostalji oluverir koyu sarı tarihlerimiz...Kim bilir?

2 Ocak 2010 Cumartesi

Varlığıma!


Tatlı bir gülümseme en içte.
Zorlanmış şansların üstüne.
Susarak,
Kısarak tüm hayat gürültülerini,
Kabul ediyorum...

Şuan içime çektiklerimi,
Elime bayram harçlığı gibi sıkıştırılan küçük zaferlerimi,
Heryıl edindiğim yalancı ama sahici eskilerimi,
Benim küçüklüğüm, pasaklımın şu büyümüşlüğünü,
Annemden aldığım emaneten yaşam doğurganlığımı,
Sunuyorum...

Vaadedilen ömrüm kadar kayıpsız umutlanmaya
Dudağımın kenarından eksilmeyecek bilmiş gülümsemelerimle,
Ben diye ayrılmış yaşam m2'm de gönüllüyüm,
Rabbimden her gelene,
Nice Senelere.....