duymak zorunda kalmak
yazmak zorunda olmak
paralel yoldan geçen hikayeler
paylaştıkca inciye dönüşüyor olabilir mi
ya kovuğunu arıyor
ya kabuğunu soyuyor
bilmiyorum...
kadın anlattı bir bir
annesini ölüme nasıl uğurladığını
beklenmeden gelen sonla
bir kahvaltı borcuyla göçen
yaşamış
yaşlanmış
bir sabah haberiyle
olduğu gibi gitmiş
beli bükük anne kadını
bıraktığı öğretilerini
kevgir kevgir tarhanasıyla
karıştırıp
anlattırdı kızının dilinden
eskiler ekti
tepsiler dizdi
kulak memesi kıvamı hamurlarıyla
diz verdi
gönül açtı
ve sonunda dünyadaki son adımlarıyla bir de yürüyerek gitti
bilmeden yürüdü
ya da bildi söz etmedi
şehrine, sokağına son cümlelerini
içinden mırıldanarak belkide
zamanı son kez anarak
ve tüm son`ları ard arda
üç noktalar bekledi
kimisi yazılsın
kimisi dökülsün gözün bebeğinden
kimisi dizilsin insan gırtlağından
elma ile başlayan Havva hikayesini
yine 3 elma düşürerek bitirdi
biz sıradakilere
gitti
