24 Aralık 2010 Cuma

Angel's Wing


Şimdi yürüyorum gören gözlerden de sert bir çıkışla
Yerden hafif, yukarıdan ağar..

Dik yamacın boşluğundan,siyah yüzen yosun kokusuna dalışımı
Sırf bana hatırlattıgı için değil
Seyre zorlayan manzarasının, kırık fırçadan cıkma acılığına
Ve varlıgımdan aldıklarına hayranlıgımdan
Dalıyorum, tekrar, tekrar..

Yarımlar tarihten süzülürken
Kumdan dizilen gelecek nesillerin istilası
Daha bozguna uğramadan barıştırılmış dans topraklarında
Kanat çırpmaktalar.

En büyük duyguların hazdan geçen
Ve geri dönülmeyen,
Ulu ağaç gövdeli tutsaklığında
Kendimi cıkarıp bu nesilden
Özenle damgalıyorum koyu gökyüzü mührüyle.

Dallar,kokular,tatlar...
Yoklar bildiğimiz dediklerimizde.
Yokum artık sizin atmosferinizde.

4 Aralık 2010 Cumartesi

Nam-ı Diyar!


Sıcak-soğuk

Zamanın içinde yakınlaşmak ve uzaklaşmak,
Varlığın armağan,yoklugun talan canlı.

Ne zaman içime sokulsan
Benden bir parça daha kanatlanır solugumdan
Ve her seferinde o dağdan-bu yeşile konan
Nefesini yettirebilirse daha uzağına taşıyan
Hikayesiyle buluşsun diye,
Yaralanan,
Acısından tadına doyulmayan..
Düşen,
Yerden gök kubbeye söylenen..
Dursada,
Varılacak yeri VAR edenin diyarı
Burası
Çokta uzak olmayan...

16 Kasım 2010 Salı

05:13:59

Kapının yanındaydın....
Ve karanlıktı..
O kadar uzaktan ve özlemden gelmiştik ki ...
Deli gibi istesekte o anı ..
Bozmamak için daha çok saplanıyorduk..
Bunun için durduk.

YAN YANA--YÜZ YÜZE

Yaşanacakların hepsi,
İğne deliğinden sızıp süzülene dek..
Dirhem dirhem canlanana dek,
Giden ve kalanın karışmış hikayesiyle
Titredim düşene dek...

Hep biliriz bunun bizi nereye götüreceğini
Ve hep isteriz zehrinin felç etmesini
Hareketsiz kalana dek
Sonkezmiş gibi ölene dek...

Neleri eşitleriz o ana
Neleri yok sayarız, diriltilen yeni nesil gibi
Ve benim olması için sıcak nefesini
Önce tenimden geçirdim,ısıtmadık yer bırakmaması için
Sonra,
Ne senden sen,ne benden ben bıraktım
Nasılsa bir daha asla olamayacak tekil şahıslarımızı,
Eşikten serbest,
Ruhlarımızı birbirine mesken bıraktım.
Şimdiden-Daimaya....

8 Kasım 2010 Pazartesi

Aşk sıçmış Dünya!

Yolun tam ortasında "3 gün" dedi dili,
Aşk 3 harften ve 3 günden ibaret olan anlara talipmiş...

Ne bilsin kul dediğin,
Neler yakıştırır neler..
Gözün-elin-dilin dolanır
Tam tanımlanıcakken
Yalancı yürek
Dolandırıcı sebep
Kavursun ters düz edilen hayat.

Sanki en sevdiğim uyku yastığım..
Güzel rüyalara kapıları,
Kötü kabuslara çıkmazları,

Hep geçtikten sonra laf atsın Aşk...
Karın ağrısı çekerken konulsun önüme..
Yıllar sonra beni çekiştiren,
En uzak akrabam olsun soyumda.

Bozalım en kıymığından mecburluğu,
Benden daha da güzel
Güzel olsun,
Dünyanın orta çamurluğu...

31 Ekim 2010 Pazar

Sızlanırım Dibine Kadar!

Lafı cok mu uzatıyorum,
Cok mu sızlanıyorum,
Nefretinin nadide ilham kaynağı mıyım?
Pis kokuları artık el yordamıyla da duyabiliyor musun?
Cevapsız bıraktığın sorularının hepsi
Sofistikeliğini terk edip,
Akıl gecekonduna yerleşmeye başladı mı?
Öyle apartopar
Öyle sana ait
Öyle inkarsız....
Öyle yolsuz-soysuz...
El atın arkadaşlar,
....Hadi üstüne güzel şiir yazmacalar...

25 Ekim 2010 Pazartesi

...

Hiç bir şey kalmamış,
Soluksuz içmişiz...

Isıtıcak sol yan,beklenen gelişler
Şapkasını fırlatmış esintilerinde
Ya hep ya hiç denmiş
Yenilmiş hepler..
Yazıyor ucu kırık kalem
Yazıyor okunana susamış
Belası boyunu aşmış...
Neminden gelen kederle ,önce tenimden
Sonra ruhumdan damlatıyor
Damlatsın şerefiyle..

20 Eylül 2010 Pazartesi

~FLASH MEMORY~

ANILARDAN CALIYORUM...
VARLIGIM UYURKEN VE SESSIZKEN,
SONRADAN EDINDIGI DUZEN HASTALIGIYLA-ICI GECMIS BILINCIM UYANMADAN
HENUZ KEMIKTEN HAREKETLER OLUSMAYAN ANLARDAN.

YANLIZ KENDIMI TANRI SANDIGIM,
ELLERIMDEKI BULASIK TOPRAK KOKUSUNDAN AYRILMADIGIM
ICIMDEKI KIKIRTILARIN,
KAVAK AGACINA-KATIR KULAGINA-KIZIL ADAYA
KACISLARI,HIC ARANMAYACAK
HATTA SONSUZA GIZLENECEK KACISLARINI CALIYORUM...

ONCE YASAYIP,SONRA NEDENLERINI SORGULADIKLARIMIZ
EN SONUNDA DA NEDENLERINDEN GECISLERIMIZLE,
AN'IMIZDA KALISLARIMIZ VAR ARTIK.

WE ELBETTE KAFI MESAFE UZAKLIKLARLA,
SINSI HIRSIZLIKLAR PESINDE
GOLGESIZ BIR AVUC BIZ.....LER....

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Kıpırtı...

Ben böyle
Oldum.....
Hayatı daha bi içer
Zorlanmaya değer
Olduğu yerde tutar artık...

Ne düşmesin diye tutulurmuş
Ne de 9 aylıkmış
Aslı astarı bir avuç hayalmiş
Ha çift, ha tek içilen SEK 'teymiş..

Daha da gurursuz olunmaz yaa
Olmadık insandan,olmadık can çıkarılmaz yaa
Sarıveririm gider bir paket sigaraya
Bir eş değer hikayenin tatsızlığına

Şimdi bir bakın kalan talandan doğanlara
Ya da bırakın uyusun bir daha doğamayışına...

25 Haziran 2010 Cuma

TANRI der ki...!

:)

SEFİL der ki...!

Tamam istedim de,
Yoluma çıkana ne yapmalıydım bilemedim.
Bir ilahi adalet vardır herhalde
O kadarını da ben düşünemem yaa..

Dogru bildim ama yanlış sonuçlandı
Acaba bana kim yardım eder?
Ne suçum olabilir ki
Hala gördüğüm yerde olamadım.
Öğrendim,
Uyguladım,
Hep yenildim.
Sustum,
Helal ettim,
Bir Doruk'un dediği gibi "sükunet" attım yoluma
Buna da izin verilmedi.

Gerisini yaratan bilir
Günahkarım işte
Hepimiz gibi...

HAYRA der ki...!

Bu olmadı biraz daha kir lazım diyen ellerimiz
Dillerimiz,
Ne zaman taş olacak diye beklemek ...Allah 'ım ne zaman...
Mide bulantılarının beynime kadar ulaşan konaklaması
İlik kokusu sanki çekip atamadığım
Nasılsa artık benim tadıma varmış ve işlemiş ince ince..
Yeniden yaratılmak lazım.
Bizim bu duvar dibi çöplüklerimiz
Soyumuz sopumuza geçmiş sanki..

Ne zormuş, o kadar kolay olan.
Ne nankörmüş insan,.. tekmesi hazır olan.
Bi minnet, bi sabır,bi de birazcık kabullenmek
Bu sınırlarının gerçek sınırlar olduğunu görerek.

Bi gösterişsiz yolu yok,
Sanki kendi yapmış insanoğlu,
Bu yürüdüğünü bu gördüğünü..

Biz hala nasıl Taş olmadık ki
Biz hala nasıl konuşabiliyoruz
Bizim bu konforumuz
Bizim serbest dille sapladıklarımız
Ne yüce bir yaşamdan gelmiş ki..
İnanılır gibi değil...!

8 Haziran 2010 Salı

Ruh Berri...

Ben bir parça edinemedim
Çabalarım olanı bastırmaktan ibaretken
Çember denilen küçük dünyamın tam ortasında
Yapıştırılmış fotograf dikdörtgeninden dışarıya bir adım
Faydasız...
Nettir sabahın kırıştırılmış çarşafaları.
Arasındaki ilk ışık tapınakları.
Gizli geçitler sunar her gününe,
Dününe bakma diye..,
Kaldırılmalı gidecek olan
Çingene ağzımdan dökülmeden
Sıktığı bileğinden damlamadan bir şarap buruğu
Sattırmadan varımı yoğumu
Açıyorum ezgilerin tümünü sesimin vardığı noktada
Bir kavrayana tekrar tekrar..
Mevlana ruhundan tadana..
Alıp cesaretini varana
Eğilmek için yeşeren canlar yaratıldı.
Nasibini alana...

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Dinlence...

İste sessiz
Dursun dediğimiz.

Ne zaman haklı isyan yakalasa dualar
Yokmuş gibi davranır ki,
Hakkın ne olduğu düşünülsün diye
Ve ne zaman düşünülse hak
Yaşanır olur artık
İstendiğinde sessizce oluverir olacaklar.
Alabilene nimet,
O kadar nettir ki acı gibi
Alamayana gözle görülmez mikrop.

Ve ne zaman "zaman" dense
Durur koyu yeşil ormanın ortasında
Kurumaya niyetlenmiş sığ göl gibi.

Ve ben tek zahiriyim bu olup bitenlerde
İbaretim elimdekilerle...

29 Nisan 2010 Perşembe

Yol Müziğim;

Kendi haline
Kendisiyle...
Sorarsa bir dil
Bir kırbaç tadında,beynimin içinde
Sesi yok çığlıkların
Gayet terbiyesiz,
Terbiyeli anne elinden çıkmış hallerim.
Ne takıl,
Ne de bön bön bak olana.
El degirmezsin bilirim.
Yeri gelir unutulur.
Yeri gelir senden bile değildir.
Yazık hayat biçer durur üstümüze kumaşları,
Üstelikde ne kaliteli
Zaman yok paralamaya, paralanmaya.
Tam beynimi bulurken,
Ayak altında derilerim.
Yanık kokusu pis kederlerin
Bir zil çalsa oynardı eteklerim.

Ben bedenden madde
Aşkım sineden sıvı
Ruhumdan zehirli gaz olup kendi kendini yok edenlerdenim.
Bilmek gerekirse
En gereksizlerden..
Burun sızlatan hikayelerden
Süklüm püklüm dolananlardan
Bir parça tokat acısıyla sökülmez darağaçları diktim.
Bana kızanlara
Bu da Tanrıdan derim
Bir nefes daha sigaramdan
Bir tuş "Escape" kurtarır aydınlıktan..:)

30 Mart 2010 Salı

Püff!

Uzak
Ya da yakın
Boynumdan kavrayıp
Çekip duran direnemediklerimiz.
Ölüyüm işte görmediniz mi?
Gören gözlerden değilmisiniz
Ölüleri göremez gözler bilmezmisiniz....

25 Mart 2010 Perşembe

Kırık Düş

Kızılacak bir şey yok şimdi
Ufuk tamda çizdiğim yerde,ezberlettiğim tende
Bu içteki çatlayan kızıllık yol buldu konuştu benimle
Kelimelerden özgür
Cevherden sert duruşu var
En koca ellerle tek tek dizildi basılacak boşluklar
Yollar açık
Sahne büyük
Bir adım kala seyirdeyim
Hız değil tatminde
Çiğ yeşillikte uzanan ne kadar çocuk gülüşü varsa yüzüme çarpan
Sonuncu yaşam harikası evrene çizildi.
Parmak ucumda gördüğünüz
Tersten bir kayıt sadece
İzlenemez
Durdurulamaz....
Ve hatta dayanılmaz
O Yüzden kalk artık
Kalk.........

12 Mart 2010 Cuma

Anahtarı Bulunmayacak Olan Oda..

Latifeden geçiş,
Çok eski yıllardan kalma.

Toplanacak eşyalar,yaşamların arasına
Öncelikler dünlere öyle bir karışmış ki,
Sabah ilk işler hatırlanamaz olmuş.
Akılda kalmasın diye yaşama adımlar terk edilmiş.
Öylesine habersiz..
Bazı şeyler nasılda sessiz çekilmiş hayattan.
Bazıları da tam şuan
Yakıştırır boş mekan.

Sessizce kapansınlar istedikleri gibi paslı kapılarla
Herhangi bir genellemeye girmeden
Ve değerlendirilmeden yaşamdan
İzin verildi yeminli kitaptan
Hatırlanılmayacak hiçbir insan hafızasından............

2 Mart 2010 Salı

SEN

Seni istediğim gibi bilirim
Seni istediğim gibi işitirim
Hırıltılı
Suçlu
Kavrayabildiğin kadar kavratırım içimi sana..
İstersem ...ki isterim
Damarlarımdan akıtır,
Göz diye baktığında kaybederim varlığını.
Sana, SEN dedirten diller ezberletir,
Topraksız,sebepsiz,gerçeklerinle
Çırılçıplak..
Günsüz hayatlar bağışlardım ....ki
Sen başka birşey istemezdin..

Böyle bilirdi bu yaşam doğumu.
O yüzden yersiz
O yüzden şimdi şiir
O yüzden yalan denenden çok gerçek...
O yüzden sadece ben sancıyken
SEN ...

21 Şubat 2010 Pazar

Kısır...

Tüm çocuklarımı dünyaya bırakmaktansa
Akla esir
Yüreğe hizmetkar ettim.
Sancıları sinede,
Tekrar tekrar hatırlatsınlar tüm doğamayacakları.
Dalmış miskin uykularımı titreterek,
Bilinmiş ne varsa ,
Tam o anda silip bilmediğimi duyursunlar diye..

Geleneksel Rapsodi!

Gözlerin ne yalan tanımlar gördü,
Yol ortasında sersefil.
Şahitlikle geçen ömrün,
En çok kendine yalancıydı.
Dikine büyümektense
Rüzgara yenilmeyi seçti.
Söz büyüklükteyse
Kalemin boşluktan düştü.
İnanmasanda meleklerine seslendin,
Görünmez iyilikler diledin.

Hatırlanmaya
Hissedilmeye aktın
O kadar aktın ki,
Duramadın herhangi bir limanda
Tutunamadın,
Koyu yeşil yosunlanmaya.

Belki bir çöl olur bu akıntının sonu
Kurumaya meyilli.
Belki geçtiği yolları ezberleyen
Bir kader kitabı...

Dinle...!

Bir çift ayak sesi artık sorulmayacak soruların sessizliğini hatırlatır .

Kendinden çok,uzaklara bakmayı
Yansıttıgını degil yansıyanı,
Aç gözlerden içeri akıtmaya başlarsın,doyursun insanı diye.
Bazen yanlızlık olur adı,
Bazen kadere ithaf..

İyileştirici etkisi kucaklanır böyle anların
Dokunulmazlıgı ateşlenir savunucu duyguların
Zamanın içinden kalın sicim yolların
Bir dili vardır..
Sana ulaşmaya çalışan.
Bir diyeceği vardır
Susuzluğu kapatan, buyruğundan çıkan..

12 Şubat 2010 Cuma


Daha sessiz,
Biraz daha sessiz,
Görmemezlikten gelemiyorum,
Kabullenmeyi beceremiyorum..

Dedemin sesinden masallar,
Aslında, gerçekten biçilen ahşap oyma hikayeler geliyor aklıma.
O zaman hikaye
O zaman seyirlik çocuk gözlerimden
Ve şimdi olduğu gibi,
En önemli cümlenin ortasında,
Ne yaptığımı gayet iyi bilmek istiyorum.
Ve oradan uzaklaşıp bir çırpıda
Yakalamak en renkli-en büyük kelebeği
Seyretmek ve imrenmek..
Bir dağ yamacında,gayet uyumsuz gibi görünen,
Batan-boyumu aşan çalılar arasında....

Tanıyorum dünümden,
Bırakmıyorum inadımdan....
Yarım yarım bütünleşmekten
Ve uzattığım kömür ellerimle,
Her gece söndürmekten siyahı...

8 Şubat 2010 Pazartesi

Knock!.. Knock!

Benmiyim yoluma çıkan
Afilli hayallerimi terkeden
Doymadan en iştahlı sofrasından kalkan
.....
Yerinde çakılı yorgun bedenim
Hiç durmayan beyin kadehimden tüketmekte..
Ne yazık yanlız..
Ne yazık güçsüz..
......
Sert hakedildi edinilen
Edinilen yetmedi insan korkusuna
Güven tortusuna,
Baş ağrısına dönüşmekten başka..
.....
Ama bir bakarız açık bir kök ucundan
Serin bir damla akar içeriye
Bir tarafından ıslatır insanlığını
Bir tarafından göz kırpar yarım aydan parlak
....
Hatırlarsın,
Doğrulursun,
Değiştirir üstünü,
Alıp bildik kimliğini,
Kapı açarsın...............

26 Ocak 2010 Salı

Çarpışma

Bazen gerçekler
Bazen zamanlar
Bazen yüzler geçer bizi...

Savurarak olmadık dallarından
Olmadık meyveler cezbeder en kırmızısından.

Bir toprağa,bir gökyüzüne,
Gülümserken yakalarız kendimizi.

Uzaktan gelir sokak müziği
Bizi de dillendirip
Alırken içine,
Bir gerçek geçer yakınımızdan
Yapışır yakamıza.
Bir kaç saniye-Bir kaç ömür.
Açtığımızda gözlerimizi
Kan-revan içinde şimdiki zaman...

25 Ocak 2010 Pazartesi

Bir Akşam Yemeği

Ruhumdan
Hırıltılı bir fısıltı işittim
Arama Bekleme..

-Ama,
-Canım acıktı.

İsteme öğün geçiştirme.

-Peki
-Şöyle kadehiyle kırmızı peçetesiyle yenilesi
bildik ne varsa koyalım açlık ortasına.
Bahçe neminde sindire sindire
Ruhumda arabesk havasıyla küçük lokmalarla başlamak lazım.
-Şu çocuklugumda en çok yediğim şey neydi?
-Hımm!
Yüzümde gülücük, hep ister hep ister çocuk.
-Neyse,
-Geçen yılların birinde
-Çok isteyerek seçtiğim
-İhtiyaçlarımın neredeyse tümünü verdiğini düşündüğümden olsa keşke
-Hani yerken "Ben bunun için dünyadayım" dedirten
-Hani artık kendinin olmadığı, zaten aranmadığı
-O tat..bitmeden bitemeden sen bitmek istersin
-Niyeyse sen olmadan o tat varmı ki?

Yok ama o yokken sende yoksun

-O zaman gözümdeki,tarihteki,kaderdekilerde yok olsun
-Yeniden yazılsın-satılsın
-Bu sofrada bir çırpıda dağıtılsın
-İştahım kaçtı
-Elime yüzüme sağlık
-Ben acıkmamayı zorlayıp,
-Sonra yenilip her zamanki gibi insanlıgımla,
-Tekrar sofraya gelene kadar
-Yavaş yavaş yok olmayıda bilirim.

Afiyet Olsun......

21 Ocak 2010 Perşembe

Köşesinde imrenen kadın..

Dehşet bir kült oyun bu
Ve ben çok sıkıldım.
Ölümü yazmaktan değil hissetmekten
Yaşamı ummaktan değil, bilmekten
Tüm kişiliklerin birbirine giren paranoyasına
Şaşırmış navigasyonlarına
Bi de kalkıp ne harkulade, rengarenk insanlar tanımıyla
Dünya'ya doldurup
Her yüzyılda bir sallayıp sonra,
Langırt adamları bilinçsizliğinde
Kime, neye gol atsak acaba diye bekleşiyoruz
Vay be.....

19 Ocak 2010 Salı

LEKE


İçime işledi,
Dünüme dokundu,
Vedalı hayatların kesik bilek görüntüleri.

İnanmıyorum ki!
Vedalar gideceği yolu bir türlü bulamaz,
Bırakıldığı yerde kalır
Adı veda, kendi uzun metraj açık havada.

Kızamıyorum ki!
Tanrının oyunu bu, nesil ve tarih nakışlı.
Adı çoktan konmuş,
Hesabı alınıp verilen bir soluk borusundan geçen
Cezası tanıdık parmaklıklar arkasında gizlenen.
Ana dilim
Ana bilim
Ve tüm bu An'a dış gebelikten gelen
Bir doğum lekesi bizimkisi...

14 Ocak 2010 Perşembe

Mikado Hikayesi

Ya sağ tarafa bakarken,
Soldan kaçırdıklarımız...

Yüzü suyu hürmetine akan nehir kimin umrunda..
Düz ayak yürüyüşlerdeyiz
Öylesine..
Koca koca sözler-minik minik yalanlara dönüşür
Ruhlar çıktığı yeminlerden utanır.
Akıtılan, soyulan çırılçıplak ruhlar...
Asıl çıplaklar kampı dedikleri bu olsa gerek..

Bir bakarız ki, bir delilik ümmetiyle
Deste deste olmuşuz...
Onlardan,...yani bizden...

İşaret sıfatlarına gerek kalmaksızın,
Mikadonun çöplerine dönüşmüşüz,
"Biri gelsede, başka birşeye dokunmadan alsa beni"
:)
Aslında gereken, bir kibrit yakıp fırlatmaksa üstümüze?
Yanınca belki cehennem değil cennette oluveririz kimbilir..
Yanınca belki mikrobu ölür gerekenlerin,
Yada nostalji oluverir koyu sarı tarihlerimiz...Kim bilir?

2 Ocak 2010 Cumartesi

Varlığıma!


Tatlı bir gülümseme en içte.
Zorlanmış şansların üstüne.
Susarak,
Kısarak tüm hayat gürültülerini,
Kabul ediyorum...

Şuan içime çektiklerimi,
Elime bayram harçlığı gibi sıkıştırılan küçük zaferlerimi,
Heryıl edindiğim yalancı ama sahici eskilerimi,
Benim küçüklüğüm, pasaklımın şu büyümüşlüğünü,
Annemden aldığım emaneten yaşam doğurganlığımı,
Sunuyorum...

Vaadedilen ömrüm kadar kayıpsız umutlanmaya
Dudağımın kenarından eksilmeyecek bilmiş gülümsemelerimle,
Ben diye ayrılmış yaşam m2'm de gönüllüyüm,
Rabbimden her gelene,
Nice Senelere.....